Anasayfa / Röportajlar / Hedefimiz: Avrupa’da rekabet …

Hedefimiz: Avrupa’da rekabet …

‘’Afrika’da yeni proje araştırmaları ve çalışmaları yapıyoruz. Afrika marketinde oldukça aktifiz, bunun yanında Yapı Merkezi ile olan işlerimizin haricinde grup dışı firmalar ile daha çok iş yapmak hedefindeyiz. Bunu da Avrupa üzerinden yapmak istiyoruz çünkü bizim artık hedefimiz Avrupa… ‘’

Volkan Bey, okuyucularımız için bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Demiryolculukta üçüncü kuşak olarak 1978 yılında Adana’da doğdum. Babam Ömer YILMAZ Bölge Müdürlüğü’nden ve dedem Osman YILMAZ Yol Çavuşluğundan TCDD emeklisidir. 1999 yılında Kocaeli Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nü bitirdikten sonra, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Ulaştırma Ana Bilim dalı altında Demiryolu üzerinde yüksek lisans yaptım. İş hayatıma tasarım mühendisi olarak başladım ve çeşitli karayolu ve demiryolu projelerinin tasarım ve fizibilite çalışmalarında bulundum. 2004 yılında Yapıray’da işe başladım ve ilk görevim Marmaray BC1 Hat İşleri Tasarım Koordinatörlüğü oldu. Yapıray gibi sektörün lider demiryolu firmasında 14 yıldır çalışmaktayım. Evliyim ve biri erkek biri kız iki çocuk babasıyım. Bunların yanında iyi bir Beşiktaş taraftarıyım.

Bugün 3 kıta ve birçok ülkede demir yolu inşaat işleri ve travers üretimini sürdüren Yapıray ne zaman kuruldu? Kuruluşundan bugüne nasıl bir gelişim süreci geçirdi? Hikâyesini sizden dinleyebilir miyiz?

Yapıray olarak 1998 yılında Yapı Merkezi grubu altında kurulmuş bir firmadır. Onun öncesinde Yapı Merkezi içinde bir demiryolu departmanı olarak çalışılmaktaydı. Daha sonra Yapı Merkezi sektördeki ihtiyacı görüyor ve sadece demiryolu yapan ve raylı sistem üst yapısının inşası ile meşgul uzman bir firma olarak Yapıray’ı kuruyor. İlk kurulduğu yıllarda 1 milyon $ ciro yapan bir firma. Yaklaşık 2008 yılına kadar bu rakamlarda çalışmalara devam ediyor. 2008 yılında Yapı Merkezi’nin Ankara-Konya hızlı tren ihalesini alması ile Yapıray, Ankara-Konya hızlı tren projesinde hızlı tren travers üretimi ve hat üst yapı inşası işlerini üstleniyor. Üstlendiği 400 km hızlı tren hattı montajı ve 750.000 adet travers üretimi işi için 2008-2009 yıllarında büyük makine yatırımları yapıp, iki adet travers fabrikası kuruyor ve çok büyük bir büyüme yakalıyor. O günlerden bugüne Yapı Merkezi ile birlikte geldiği noktada yaklaşık 100 milyon $ ciro, 600-700 çalışan ve sizin de değindiğiniz gibi 3 kıtada farklı ülkelerde iş yapan bir firma oluyor. Bugün 4 adet travers üretim fabrikamız var. AR-GE çalışmaları ile traversin ötesine Türkiye’de bir ilk olan PANELRAY isimini verdiğimiz prefabrik betonarme plak üretimini yapıyoruz. PANELRAY ürünümüz bugün Türkiye’deki hızlı trenlerde tünel geçişlerinde uygulanmaktadır ve maksimum 320km/saat hıza kadar kullanılabilmektedir.

İsterseniz birazda YAPI MERKEZİ ana firmanızda bahsedelim.

YAPI MERKEZİ, 1965 yılında Dr. Ersin ARIOĞLU ve Köksal ANADOL tarafından kurulmuş bir mühendislik firmasıdır. Birkaç yıl zarfında bu işin tasarımdan restorasyona, restorasyondan inşaata ve müteahhitliğe dönüşmesi gerektiğini görmüş ve dönüştürmüşlerdir. Tasarladıkları projeyi uygulayabilecek kalitede müteahhit o yıllarda bulunamayınca, söz konusu iş kendilerine teklif edilmiş. Galata Kulesi’nin restorasyon tasarımını ve uygulamasını gerçekleştirmişler ve bu şekilde Yapı Merkezi doğmuştur.

Son yıllarda artık yüksek hızlı tren ihalelerine sadece Türk firmaları katılır oldu ve aynı zamanda ihalelerde bazı özel malzemeler için yerli malı olma koşulu da aranmaya başladı. Yerli olma avantajı nedir?

Aslında son zamanlardaki ihalelere sadece Türk firmaların katılmasının sebebi %15 yerli firma avantajı olması diyebiliriz. Bu bakanlık tarafından koyulan bir avantaj… Buna şöyle örnek verebiliriz;

Örneğin siz yerli bir firma olarak fiyat verdiniz, sizin rakibiniz olan yabancı bir firma da fiyat verdi. Siz %15 pahalı bile olsanız yerli firma avantajından dolayı her iki firmanın da fiyatları eşitlenmiş oluyor. Artık Türk firmaları edindikleri tecrübeler ile sadece ülkemizde değil tüm dünyada demiryolu ihalelerine giriyor, kazanıyor ve yapıyor. New York merkezli uluslararası inşaat dergisi ENR tarafından yayınlanan “Dünyanın En Büyük 250 Yurtdışı Müteahhidi” listesinde Yapı Merkezi demiryolu ulaştırma projelerinin sıralamasında 9. sıraya geldi. Dünyanın 9. en büyük demiryolu ulaştırma projesi yapan firması konumunda Yapı Merkezi ve onların olduğu her işte biz de varız. Örneğin; bugün Yapı Merkezi Tanzanya’da 3 milyar $’lık işi var, bunun yaklaşık 300 milyon $’ı demiryolu üst yapı işi ve bunu biz üstleniyoruz.  Zambia’da başka bir dünya devi olan Bombardier ile beraber bir proje geliştiriyoruz. Güney Afrika’da Güney Afrika Demiryoları (TRANSNET) ile çalışıyoruz. Senegal’de Fransız firmalar ile proje gerçekleştiriyoruz. Bunun yanında Tanzanya, Etiyopya, Dubai, Cezayir, Suudi Arabistan ve Fas’ta Yapı Merkezi ile birlikte çalışıyoruz.

Bu malzemelerden biri de travers. Travers üretimi hakkında neler söylemek istersiniz?

Türkiye’de şu anda aktif olarak 7 adet travers üretim fabrikası var. Anlara-Eskişehir hattında Türkiye yaklaşık 500 bin traversi Bulgaristan-Romanya’dan getirip kullandı. İzmir Metro projesi zamanında Yapı Merkezi ile yaptığımız o çalışmada da yine Romanya’dan travers getirmiştik. Ama bugün buna gerek kalmadı. Çünkü Türkiye’de artık birkaç üretici var ve TCDD’nin ihtiyacı olan traversi üretebiliyor. Travers üretimini %100 yerli olarak, 2008 yılında Ankara-Konya projesinde ilk yapan bizdik. Bugün travers üretiminde bir sınıf daha atlayarak farklı demiryolu standartlarında ihtiyaca uygun olarak değişik tipte traversler ürettik ve bunları Senegal, Etiyopya, Fransa’ya ihraç ettik. PANELRAY (prefabrik betonarme plak) ürünümüz de travers fabrikamızın içerisinde bugün Türkiye’de üretilmekte ve İsveç, Almanya, Fas gibi ülkelerden teklif talepleri gelmektedir. Yakın bir zamanda bu ürünümüzü de ihraç edeceğiz.

Şu anda sadece Konya’daki fabrikanızda mı travers üretimi yapıyorsunuz?

Konya’daki fabrikamızı Ankara-Konya hızlı tren projesi sonrası taşıdık, şu anda Karabük’te, Yerköy’de ve Afyon’da üretim yapıyoruz. Yurt dışında da Etiyopya, Tanzanya’da ve Fas’ta da üretimimiz mevcut.  Bizi tüm dünyada ki diğer travers üreticilerinden ayıran en büyük fark; biz üretilmiş traversi taşımak yerine fabrikayı taşıyoruz, yani bir manada mobil fabrika teknolojisi uyguluyoruz.

Sadece travers değil bağlantı malzemeleri alanında da çalışmalarınız var. Bu çalışmalarınızdan da bahseder misiniz?

Bizim firma olarak bağlantı malzemesi yapmak gibi bir hedefimiz yok ama Türkiye’de bu malzemenin ana kullanıcısı olarak yerel üretimine çok destek verdik. Traversten sonra bağlantı malzemeleri de yerel olarak üretilmeye başladı. Dünya devi olan Alman bir firma Türkiye’ye gelerek fabrika açtı. Daha sonra onu takip eden birkaç yerel üretici oluştu. Paralel olarak, diğer bir ana demiryolu malzemesi olan rayın üretimi de yerel oldu ve bu gerçekten çok önemli bir gelişmedir. Avrupa’da İtalya, İspanya, Polonya, Avusturya ve Fransa başta olmak üzere 5 veya 6 tane ray üreticisi var ve ray malzemesini ölçüsünde üretmek gerçekten çok zor bir iştir. Genel anlamda baktığımız zaman gerçekten üretim firmaları az sayıda. Karabük’teki yerli fabrika yurtdışına da ithalat yapıyor, biz de o firma ile çalışıyoruz ve bu da ekonomimize katkı sağlıyor elbette.

Türkiye’de az önce de bahsettiğiniz gibi Ankara-Konya Hızlı Tren, İzmir Metro gibi birçok büyük projeyi tamamladınız. Konya Tramvay çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Konya Tramvay çalışması bizim için özel bir iştir. Şöyle ki; Konya bugüne kadar tramvay hattını belediye olarak kendisi yapmıştı ve Türkiye’de bu anlamda bir ilkti. Belediyenin imkânları ile Almanya’dan uzman getirip oldukça da uzun bir hat yapmışlardı. Daha sonra ihale yolu ile mevcut hattın yenilenmesi ve 26 km uzatma projesi yaptılar ve bunu da gerçekleştirmek bize nasip oldu.
İşi aldıktan sonra biz projede teknik bir değişiklik yaptık. Mevcutta bloklu sistem ve standart bir tramvay hattıydı, ama hat üzerinde çim olsun isteniyordu ve izolasyon problemleri vardı. İlk defa bağlantı malzemesi kullanmadan bir sistem geliştirdik ve yabancı bir firma ile birlikte çalıştık. Çalışmamızda rayın etrafını kauçuk bir malzeme ile sardık. O kauçuk malzeme sarılan yeri hem izole ediyor hem de yükü taşıyor ve böylelikle orta tarafı çok rahat bir şekilde çimlendirebiliyorsunuz. Bunu yaptık ve çok beğenildi. Bunun başka bir şeklini daha önce Kayseri’de de denemiştik. Orada hat standart bloklu hattı ve ortası gene çim yapılmıştı. Kayseri’de tecrübelendik ve Konya’da daha iyisini uyguladık. Daha sonra Kocaeli tramvayı da bunu beğendi ve orada da blokları çıkarıp istedikleri gibi kauçuk ile yaptılar. Sonuca baktığımızda Türkiye’deki bir firma bunu yurt dışındaki bir firma için üretmişti, daha sonra kendisi geliştirdi ve şimdide kendi yapıyor. O yerel firma ile şu anda görüşüyoruz ve ilerleyen zamanlarda da çalışacağız.

İzmir Metro projesi Yapı Merkezi’nin ilk metro projesidir. Bu projenin sonunda da şirketimiz Yapıray kuruldu. Çok güzel bir projeydi. Yapı Merkezi oradan elde ettiği deneyim ve referans ile birçok tramvay işi ve en önemlisi Ankara-Konya Hızlı Tren Projesi’ni gerçekleştirdi. Şimdi de yine Yapı Merkezi ile beraber en önemli projemiz olan Ankara-Sivas’ı hızlı tren hattının inşasını gerçekleştirmekteyiz.

Yurt dışında ise Cezayir, Senegal, Dubai, Suudi Arabistan, Tanzanya ve Etiyopya gibi ağırlıkta olarak güneyimizdeki ülkeler ile çalışma gerçekleştiriyorsunuz. Bu ülkeler ile nasıl bir çalışma içerisindesiniz?

Evet, yurt dışında özellikle Tanzanya’da ve Etiyopya’da aktif olarak çalışıyoruz. Dünyada demiryolu yatırımları Afrika ve Güney Amerika’da ağırlık kazanmakta, bizde ağırlıklı olarak Afrika’dayız. Güney Amerika’ya daha ulaşamadık ama mutlaka oraya da gidilmesi gerekiyor.

Afrika’nın madeni var ama limanı ve demiryolu bağlantısı yok; yani imkânı yoktu. Veya Limanı var bağlantısı yok ve mal nakliye edilemiyordu. Böyle bir kısır döngü içindeydi ancak son zamanlarda bu durum aşılıyor. 2008-2009 yıllarında ilk kez Etiyopya’ya gittiğimiz zaman oraya Çinliler hâkimdi. Tanıtım toplantısına dünyadan 100 tane firma katıldı. İhale oldu ve ihaleye Çinliler ile birlikte sadece biz girdik ve ihale edilen üç kesimden bir tanesini biz kazandık. Bu da Avrupa’da büyük bir haber oldu. Şimdi ise Çinlilere karşı Yapı Merkezi Afrika’da en çok rekabet eden bir firma konumuna geldi. Onlardan daha uygun maliyetlerde ve daha kaliteli işler gerçekleştiriyoruz ve Çinliler ile rekabet eden tek firmayız. Bir başka örnek; bugün Zambiya dünyanın en büyük bakır üreticisidir. Bakır fiyatları bugün tavan yapmış durumda ve tarihinin en yüksek seviyelerinde. Zambiya’nın böyle değerli bir cevheri var ama madenlerin bağlandığı limana yaklaşık 700-800 km lik bir demiryolu ile 15 günde ulaşılabiliyor. Zaten demiryolu ile yükün %2’sini taşıyabiliyor, %98’i kara yolu ile taşınıyor. Ancak karayolu nakliyesi güvenli ve planlanabilir değil. Şimdi burada bu sorunu aşmaya çalışıyorlar. Nasıl? Mevcut demiryolu hattını rehabilite ederek.

Suudi Arabistan demir yolları ile ilişkilerimiz çok iyi ve yıllardır orada varız. Şu anda bir petrol şehri olan Jubail’de önemli bir bölgede çalışıyoruz. 2004 yılında ilk olarak GCC bölgesinde, Yapı Merkezi ve Japon Mitsubishi ortaklığı ile Dubai Metro Projesi’ni tamamladık ve 09.09.2009 tarihinde hizmete açıldı. Dubai metrosu o bölgenin ilk raylı sistem projesidir. Senegal ve Cezayir’de demiryolu ve tramvay projelerinde çalışıyoruz. Orada üretim olmadığı için Senegal’e buradan travers gönderiyoruz.

Bu yılın sonunda muhtemelen Yapı Merkezi Grubu içerisinde Yapıray ile beraber yurtdışındaki demiryolu projelerinde tahminen 30.000 çalışan olacak ve bunun da 15.000’i Türk olacak. Bu da çok önemli bir istihdam.

Yurt dışındaki firmalar ile Türkiye’de ki firmaları karşılaştırdığınızda ne gibi farklılıklar görüyorsunuz?

Biz batılı firmalara göre daha rekabetçi ve daha gözü karayız diyebilirim. Türk firmalarının tek sorunu yurt dışında kendi aralarında da çok fazla rekabet ediyorlar. Batılı hatta Çinli firmalar ise böyle değiller. Birbirleri ile yurtdışında rekabete gerçekten girmiyorlar. Ama rekabet güzeldir, kaliteyi artırır ve güçlendirir. Artık yapmamız gerekenin batılı firmalar ile Avrupa’da rekabet etmek olduğunu düşünüyorum. Avrupa’da iş yapmak için bizim biraz daha fazla işin maliyet ve mühendislik kısmından ziyade; çevre bilincini, sürdürülebilirliği, yeşil teknolojileri, iş sağlığı ve güvenliğini, karbon ayak izi tutulmasını ve estetik konularına daha çok önem vermemiz gerekiyor. Çünkü batıda bu konulara çok dikkat ediliyor. Şu anda biz de bu konuda iyi bir konumdayız ama bu farkındalığın daha iyisi olmalı diye düşünüyorum.

Ürünlerinizi rakiplerinden ayıran özellikler neler? Ürünlerinizde uzun ömürlülük ve sürdürülebilirlik adına ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Biz bu konuya az öncede bahsettiğim gibi çok önem veriyoruz ve eğiliyoruz. Özellikle karbon yayılımı, harcadığımız karbonu azaltma yönünde şu anda AR-GE aşamasında çalışmalarımız var. Bunu Yerköy-Sivas projemizde uygulayacağız. Şu anda donatılı betonarme plakları donatısız hale getirmeye çalışıyoruz.

Bu nedir?

Donatı olmazdığı zaman demir işin içinden çıkıyor. Üretimde demir madeninden başladığı için demirin karbon ayak izi çok fazla. O cevherin eritilmesi, büyük fırınlardaki yayılımlar vs. nedeniyle çevreye verdiği zarar çok büyük. Onun yerine daha masum malzemeler kullanmaya çalışıyoruz.

Bunun gibi birçok çalışmanız var işin başında olan Bayezid Özden Bey bu konuda neler eklemek ister?

Bayezid Özden(Mühendislik Direktörü):

Özellikle Volkan Bey’in söylediği gibi eğer hedeflediğiniz pazarlar çevre bilinci, sürdürülebilirlik, karbon ayak izi gibi konularda farkındalığı yüksek pazarlar ise zaten müşteriler sizi bu alanda çalışma yapmaya itiyor. Hazırladığımız teknik dökümanlar ile bunları kanıtlamak zorunda kalıyorsunuz. Dolayısıyla bu zorlama sizdeki bilinci de artırıyor ve siz de bir şekilde buna adapte ediyorsunuz kendinizi. Önce kendinizi teşhis ediyorsunuz. Ne üretiyorum? Ne kadara üretiyorum? Çevreye ne kadar zarar veriyorum? Sonrada bunları nasıl azaltırım yoluna gidiyorsunuz. Bizim bu tür 3 tane işimiz var. Şu anda daha çok üretim ayağımızda yapmaya çalışıyoruz diyebiliriz. Volkan Bey’in az önce verdiği örnekteki gibi teknolojik ürünler kullanarak kullandığımız hammaddeleri değiştirmeye çalışıyoruz. Ya da bizden istenilen ürünlerdeki bazı saf malzemeleri yine başka teknolojiler kullanarak daha masum malzemeler ile değiştirmeye çalışıyoruz. Belki maliyet olarak size çok büyük faydalar sağlamıyor ama hız katabiliyor. Yerköy-Sivas projesinde yapmaya çalıştığımız şeylerden bir tanesi de bu.

Volkan Okur Yılmaz:

Bu adımları atarken maliyet bilinci ikinci plana geçiyor. Dünya şirketi olma yolunda hızla ilerlediğimiz bu zamanlarda yeni pazarlara açılabilmemiz ve kalıcı olabilmemiz için sürdürülebilir projeler gerçekleştirmemiz gerekiyor.

Raylı ulaşım sektörünün inşaat alanında faaliyet gösteriyorsunuz? Peki, bu alanda yaptığınız AR-GE çalışmalarınız neler?

İnşaat konusunda geliştirmeye çalıştığımız çeşitli ürünler var. Genelde beton traverslerde çeşitli değişimler ve gelişimler yapıyoruz. TÜBİTAK ile birlikte bir projemiz var. Çok önemli bir proje ve bu projede çok yüksek hızlara ulaşılacak. TÜBİTAK ile yaptığımız iş savunma sanayi ile ilgili bir çalışma. Bu çalışmadaki araç, yaptığımız raylı sistem üzerinde 2.000 km/saat’in (1,5 mach ses hızı) üzerine çıkacak. Bu şimdilik savunma sanayi amaçlı ama ileride geliştirilebilir. Tasarladığımız ray bağlantı malzemesi, ray üzerine yerleştirilen ve ses hızının 1,5 katı hızla giden bir aracın yarattığı  tüm yüklere dayanabilecek bir bağlantı malzemesidir. Şu anda alt yapısı çözülmüş durumda. Bundan sonra sıra artık üzerine yerleştirilecek araçta.

Bayezid Özden(Mühendislik Direktörü):

3 çalışmamız var Volkan Bey’in de bahsettiği gibi; Demiryolu inşaatı, demiryolu yenileme ve üretim. Kullandığımız demiryolu traverslerinin, art ve ön germe elemanlarının vs. üretimlerini yapıyoruz. Bu alanda iki şekilde çalışma şekli var; bunlardan biri ürettiğimiz ürünlerin tasarımlarını satın alıp lisanslı üretim yapmak, diğeri de bunları da geliştirmek. Biz Yapıray olarak ilk başlarda bunların tasarımlarını satın aldık ve son birkaç yıldır da bunları kendimiz tasarlar konuma geldik. Ürünlerimize gelirsek; Etiyopya’da kullandığımız traverslerimiz kimsenin üretmediği farklı bir travers çeşididir. Aynı şekilde Yerköy-Sivas projesinde kullandığımız, tasarımını yine kendimiz yaptığımız traverslerimizin onay sertifikalarını yurt dışında yaptırdık ve o da farklı bir travers türüdür. Onun dışında Kuzey Afrika için geliştirdiğimiz çift ekartmanlı bir travers çeşidimiz var. Son olarak Tanzanya Demir Yolu Projesi için ağır tonajlı hatlara uygun travers çeşidimiz mevcut. Onun da tasarımları tamamlandı, onaylarını almak üzereyiz ve testler için yurt dışına göndereceğiz. Kısaca bizim şu anda yaptıklarımız; üretim, geliştirme ve çok sınırlı olarak AR-GE çalışması olarak sıralanabilir.

‘’Sektörümüzde eksikliğini en çok hissettiğimiz şey; yetişmiş personel’’

Sektörünüzde en çok eksikliği duyulan konular nelerdir?

Sektörümüzde en çok yetişmiş personel eksiği duyuyoruz. Raylı sistemler alanında yalnızca Karabük Üniversitesi’nde Makine Fakültesi bünyesinde bir bölüm mevcut, Raylı Sistemler Mühendisliği adıyla. Diğer üniversitelerimizin de benzer bölümler kurmalarını ümit ediyoruz. Mevcut durumda yetiştirilen elemanlar elektronik veya makine personeli oluyor ama genelde inşaatçı olmuyor. İnşaat, demiryolu sektörünün ve Türkiye’deki birçok raylı sistem firmalarının lokomotifii durumundadır. Üniversitelerimizin bunu iyi analiz edip buna yönelik bir şeyler yapmasını temenni ediyoruz. Örneğin; bir “yorulma laboratuarı” dediğimizde üniversitelerde yeterli destek, kaynak, eğitimci, bilgi, test, makale vs. yok. Aslında olmalı ve biz Yapıray olarak buna her türlü desteği vermeye hazırız. Bugün İstanbul Teknik Üniversitesi’nin laboratuarı ile de bunu paylaşıyoruz. Ama bu destek daha çok üniversitelerce verilmeli diye düşünüyorum.

Sadece mühendis değil, alt kadro da yapılan işin kalitesini etkiliyor. Demir yolu makinesi kullanan operatör, kaynak işçisi, usta, formen vb. kadroların eğitimini veren bir kuruluş ve enstitü olmalı.

Gündeminizde olan, devam eden projeleriniz?

Gökhan Çınar (Uygulama Direktörü):

Tanzanya’da devam eden 2 projemiz var; Biri başladı, diğerinin de 6-7 ay sonra başlaması planlanıyor. Toplamda 700 km civarı olan bir proje.  Aynı şekilde Senegal’de bir projemiz var. Yapı Merkezi ve Fransız bir firma ortaklığında yürütülüyor. Bir diğeri ise, belki en büyük diyemeyiz ama en prestijli diyebileceğimiz çalışmamız, Yerköy-Sivas arasındaki hızlı tren projesidir. Çünkü bu proje ile birlikte hem bizim için hem de Türkiye için bir ilk gerçekleşecek; 300 km/saat hıza ulaşacağız bu projede. Bu hattın 100 km’sinde, yani tünellerde, kendi ürünümüz olan ve Türkiye’de ilk kez kullanılacak olan prefabrik beton plak “PANELRAY” malzemesini uygulayacağız. Başka bir projemiz de TÜBİTAK ile gerçekleştirdiğimiz teknik olarak çok özellikli bir çalışma. Bu projede tasarımını ve inşaatını bizim üstlendiğimiz ve anahtar teslim dediğimiz bir proje. Bunların yanında yine Afrika’da yeni proje araştırmaları ve çalışmaları yapıyoruz. Afrika marketinde oldukça aktifiz. Son olarak rehabilitasyon çalışmamız var. Daha önceden Irmak-Karabük-Zonguldak arasındaki hatta yaptığımız rehabilitasyon çalışmasının devamını yapıyoruz. Şirket genelinde yeni bir kültür oluşturmaya çalışıyoruz. Bilgiye çok önem veriyoruz. Çalışmalarımız ile her geçen gün daha da büyümeye devam ediyoruz.

Son olarak hedeflerinizden kısaca bahseder misiniz?

Volkan Okur Yılmaz:

Bizim ana hedefimiz Yapı Merkezi ile olan işlerimizin haricinde grup dışı firmalara da daha çok hizmet vermek. Bunu da Avrupa üzerinden yapmak istiyoruz çünkü bizim hedefimiz artık Avrupa.

Geçen yıl Kopenhag Metro ihalesine katıldık.  Sadece 4 firma ön yeterliliği geçebildi. Onlardan bir tanesi bizdik. Diğerleri İtalyanlar, Avusturyalılar ve Fransızlardı. İhalede ikinci olduk, kazanamadık ancak çok şey öğrendik. Avrupa’da ihaleye girmek, iş almaya çalışmak, hazırladığınız dökümanlar, sorular, istekler vs. gerçekten çok farklı bir tecrübeydi bizim için. Bu bizim için öğrenme evresi ve biz bu evreyi hızla geçiyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde Avrupa’dan da iş alacağız ve dünya şirketi olma hedefimize bir adım daha yaklaşacağız.

Hakkında admin

kayadata@yandex.com'

Ayrıca Bakınız

İnsan sağlığını korumayı ve sürdürülebilir şekilde iyileştirmeyi amaçlıyoruz.

Portfolyumuz yaklaşık 5000 üründen oluşmakta ve bu ürünlerin %95’i B. Braun’un kendi fabrikasında üretilmektedir. Şirket olarak geçtiğimiz yıl yeni üretim alanları ve Ar-Ge için 1 milyar Euro’dan fazla yatırım yapılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.