Anasayfa / Röportajlar / Türkiye’nin uluslararası arenada sağlık vizyonunu yönlendiren bir kurum olmayı hedefledik

Türkiye’nin uluslararası arenada sağlık vizyonunu yönlendiren bir kurum olmayı hedefledik

Liv Hospital Grup Koordinatörü Sayın Meri İstiroti, Türkiye’de özel sağlık işletmeciliğini kurumsallaştıran duayenlerden biri olarak, bize kendinizden ve kariyerinizden bahsedebilir misiniz?

Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunuyum. İş hayatına 1990 yılında, sağlık sektöründe başladım. 1993 yılında International Hospital Hastanesi İşletme Koordinatörü oldum. Henüz daha 30 yaşındayken, Bayındır’a bağlı, 750 kişilik Yaşlı Yaşam ve Rehabilitasyon Merkezi’nin Genel Müdürü olarak atandım. Ardından Acıbadem Sağlık Grubu’nun Genel Müdür Yardımcılığını sürdürdüm. 1999 – 2010 yılları arasında, Acıbadem markasının bir zincir olarak büyümesi sürecinde yer aldım. 1990 yılında sağlık sektörüne girdiğimde, Türkiye’de, sağlık profesyoneli dışında her mesleğin idari yöneticiler tarafından icra edilebileceği bilgisi yoktu. Ülkemizde bu alanda profesyonel sağlık yöneticiliği konusu International Hospital ile devreye girdi. Bizler, Amerikalı danışmanların kurdukları sistem içerisinde mesleği pratik etme, öğrenme ve geliştirme fırsatı bulduk. Daha ilk yılda bu işin manevi hazzını tattıktan sonra, bir daha sektör değiştirmeyi hiç istemedim. Tiyatro tozu yutmak gibi, hastane tozu yuttuktan sonra farklı bir sektöre devam edemedim. Günün sonunda her gece başımı yastığa koyduğumda kaç hastaya şifa sunulduğuydu düşünürdüm. Son iki buçuk yıldır, kuruluş aşamasından itibaren A Plus hastane segmentinde dikkat çekici yeni bir marka ve yatırım olan Liv Hospital’da Grup Koordinatörü olarak görev yapıyorum.

Mesleğe yeni başladığınız dönemle kıyaslarsak Türkiye’de özel sağlık sektörü ve buna bağlı olarak sağlık işletmeciliği nasıl bir evrim geçirdi?

Özellikle ülkemizde son yıllarda sağlık kuruluşlarının altyapılarının çok iddialı bir duruma gelmesi, üst düzey teknolojik yatırımlar ile en etkin tanı ve tedavilerin hastaların hizmetine sunulması, yetkin hekimlerin bu üst düzey teknolojiyi ve uygulamaları günlük pratiklerine sokmuş olmaları nedeni ile; hem vatandaşlarımızın hem de farklı ülke vatandaşlarının ülkemizdeki sağlık hizmetlerini merak etme ve kullanma alışkanlığı arttı.

Misafirler daha iyi ortamlarda, daha iyi bir hizmet anlayışı ile başarılı tıbbi sonuçları deneyimlemeye başladılar. Bundan aldıkları cesaretle ülkemizin ileri gelen sağlık kuruluşları da yurt dışına bu altyapı ve hizmetleri pazarlamaya başladı. Kamu desteği olmadan başladıkları bu tanıtım çalışmaları ve faaliyetleri neticesinde ülkemize gelen yabancı hasta sayısı da hızla arttı.  Ülkemiz artık sadece estetik cerrahi, diş tedavileri, göz ameliyatları için değil, risk düzeyi yüksek tedaviler için de yurt dışından gelen hastalar tarafından tercih ediliyor. Dünyanın birçok bölgesinde gerçekleştirilemeyen ilerici uygulamalar, kolaylıkla yapılabiliyor. İleri kulak ameliyatları; mide, bağırsak, kolon, rektum, rahim, over, böbrek, prostat kanserlerinde robotla tedavilerin yapılması; diz protez ameliyatlarında bir devrim niteliğinde ki makoplasti tekniğininyapılması; titreme cerrahilerinin yapılması; başarılı obezite cerrahilerinin, robotik metotla yapılması; kök hücre tedavilerinin uygulanabilmesi bunlardan sadece bazılarıdır. Geçtiğimiz yıl sektörümüzde 350 bini aşkın sağlık turistini ağırladık.

Başından beri içinde yer aldığınız Liv Hospital’in markalaşması, kurumsallaşması, kadrolarının oluşması gibi süreçleri; kısacası hastanenin kuruluş hikâyesini anlatır mısınız?

Liv Hospital, mimari anlamda, insan vücudunun kendi kendini iyileştirme yeteneğinden ilham alınarak tasarlandı. Yalnızca mimari yaklaşım anlamında değil, hizmet yaklaşımında da insan vücudunun mucizevi kabiliyetini referans aldık. Misafirlerimiz hastaneye girdiklerinde, bir vücudun içine ya da uzay üssüne girmiş gibi bir izlenim yaşadıklarını paylaşıyorlar. Liv Hospital Ulus olarak, 2013 yılı Ocak ayında 120 milyon dolarlık yatırım sonucu; 30 bin metrekare kapalı alanda, 154 yatak, 8 ameliyathane, 48 klinik ile hizmet veriyoruz. Alanında uzman, son derece özellikli işler yapan ve aynı zamanda birçoğu akademik çalışmalarına yoğun iş temposuna rağmen  devam eden 120 hekimimiz bulunuyor. İkinci şubemizi ise 2014 yılı Kasım ayında, Ankara’da, 40 milyon dolarlık bir yatırımla; 27 bin metre kare kapalı alan, 150 yatak, 8 ameliyathane ile hizmete açtık. Liv Hospital olarak son teknolojiyle donatılmış tıbbi alt yapımız ve uzman hekim kadromuz ile ön plandayız. 2015 yılı sonu itibari ile İstanbul Topkapı’da açmayı planladığımız Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile yolculuğumuza devam edeceğiz.

Hastanenizin genel özellikleri ve hizmet verdiğiniz uzmanlık alanları hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Liv Hospital adını Leading International Vision (Uluslararası Vizyonda Lider) prensibinin baş harflerinden alıyor. Bizler, Türkiye’nin uluslararası arenada sağlık vizyonunu yönlendiren bir kurum olmayı hedefledik. Kalifiye sağlık personeli, yaratıcılık, yenilikçi ve farklı olma tutkusu, gelişmiş teknoloji yatırımlarının hasta odaklı organik tasarımla birleşmesi; Liv Hospital’ın sağlık sektörüne kattığı en önemli unsurlardır.

 

  •      Hasta ve yakınlarını misafirlerimiz olarak kabul ettiğimiz için, hasta kabul ve otelcilik hizmetlerinde sektör içinde farklılaşan bir yaklaşıma sahibiz.
  •      Tıbbi teknoloji açısından bir çok üst düzey tedavi altyapısı aynı çatı altında toplanmıştır .
  •     Özellikle kanser tedavisinde kullanılan radyasyon onkoloji cihazı Truebeam ile dünyadaki en üstün teknoloji ve uygulamaları gerçekleştiriyoruz.
  •     Ülkemizde ilk kez bir hastane içinde GMP standartlarında kurulan kişiye özel “Rejeneratif Tıp Kök Hücre Üretim ve Uygulama Merkezi ile estetikten, ortopediye, geçmeyen yaralardan, yanık tedavisine kadar her türlü tedaviyi gerçekleştiriyoruz.
  •    Robotik cerrahi altyapısı ve ameliyathane süitlerimiz yardımıyla en komplike kanser cerrahilerini yapabilmekte; aynı altyapıda üst düzey obezite cerrahisi uygulayabilmekteyiz.
  •     Bölgemizin tek robotik diz protezi yapabilen, Makoplasti robotik cerrahi merkezine sahibiz
  •     Birçok özellikli kliniğimiz, hasta akışı açısından birbirine geçişlidir.

 

Liv Hospital’in sahip olduğu kalite standartlarından, onu diğer sağlık kurumlarından ayıran faklardan ve hastanenizin misyonundan bahsedebilir misiniz?

 

Öncelikle teknolojik donanımımız ve doktorlarımız ile özellikli birçok tedavi ve ameliyata imza atmaktayız. Üst düzey teknolojik yatırımlar ile en etkin tanı ve tedavileri hastaların hizmetine sunmaktayız. Alanında yetkin hekimlerimiz, bu üst düzey teknolojiyi ve uygulamaları günlük pratiklerine başarıyla sokmuş bulunmaktadırlar. Bu nedenlerle farklı ülke vatandaşları, Türkiye’deki sağlık hizmetlerinde bizi merak ve tercih etmektedir. Hastanemizde tüm branşlarda ki hekimlerimiz, üst ihtisaslarına göre hizmet sunmaktadırlar. Bu da daha özellikli bir tedavi yaklaşımını edinmemizi ve de klinikler içinde özel birimler kurmamızı gerektirdi. Örneğin Ortopedide; diz cerrahi, ayak, ayak bileği cerrahisi, omurga cerrahisi, omuz cerrahisi, el ve dirsek cerrahisi ayrı ayrı planlanmıştır. Ya da genel cerrahide Kolon rektal kanserleri ve sindirim sistemi hastalıkları; tiroid, meme, obezite, damar cerrahisi; karaciğer ve pankreas cerrahisi hep ayrı hocalar tarafından tedavi edilmektedir. Bunun yanı sıra GMP standartlarına sahip hastane içindeki ilk Kök Hücre Laboratuarı ve Rejeneratif Tıp Hizmetlerini başlatma aşamasındayız. Kanser Cerrahisinde (mide, özofagus sindirim sistemleri, rektal kanserler, rahim ve over kanserleri, prostat kanserlerinde) robotla tedavi yapabilen cerrahlarımız yer alıyor. Obezite cerrahisinde robot kullanımı, hastayı daha hızlı bir hayata geri dönüş sürecine sokuyor. Ülkemizde ilk defa hizmete giren, diz protezlerinde kullanılan robot Makoplasty protez, hastaya çok yüksek bir konfor sağlıyor. Kardiyolojide uygulanan SHAPE isimli Kalp Riski Tarama Programı, beyin cerrahisinde uygulanan tümör ve özellikle her türlü titreme tedavileri; Nörolojide uygulanan özellikle baş ağrısı, bellek, hareket bozuklukları ve nöromüsküler hastalıklar tedavileri yer alıyor. Diyabet hastaları için özel takip programı, hipertansiyon takip programı, onkoloji hastalarına yönelik özel takip programları ile hasta kişiyi bütüncül olarak takip edebileceğimiz bir yaklaşıma sahibiz.

Söz konusu insan sağlığı olunca, müşteri ve hasta arasında bir ayrım yapmamız gerekiyor. Hastalarınıza karşı sorumluluklarınız ve onların memnuniyetlerini kazanmak konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Hasta memnuniyeti bizim için en önemli ve üzerinde hassasiyetle durduğumuz konuların başında geliyor.  Liv Hospital, en iyi hizmeti ve çözümleri sunarak, misafirlerini odak noktasına koyan bir sağlık kavramına sahiptir. Liv Hospital, bir hastane olarak sağlık hizmeti vermenin yanı sıra, geleneğinde uluslar arası bir referans merkezi olmayı da taşımaktadır. Sağlıkta kişiye özel hizmet veren bir marka olmanın temelini; medikal vizyon, uzman hekim kadrosu, deneyimli sağlık çalışanı, misafir ve otelcilik hizmetleri kadrosu ile sağlıyoruz. Çözüm odaklılık, inovasyon, hastalar ve yakınlarına misafir olarak yaklaşmamız en önemli değerlerimiz.

Personel kalitesinin belirleyici rol oynadığı bir sektör olan sağlık sektöründe, sizin insan kaynakları politikanız ve çalışanlarınıza yönelik yatırımlarınız nelerdir?

Liv ailesine katılan her çalışan uyum sürecinde ihtiyaç duyduğu oryantasyon eğitimi ve motivasyon desteğini görmektedir. Çalışanların kurum içinde farklı pozisyonlara kaydırılarak geliştirilmesi ve kurum içindeki yeteneklerinin keşfinden sonra yönetici olarak yetiştirilmeleri, kuruma aidiyetlerini sağlamaktadır. Gerçekleştirilen yurt içi ve yurt dışı bilimsel etkinlikler, sosyal aktiviteler, çalışanların verimliliklerini artırmak ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Medikal ve non medikal kadroların bölüm uyum eğitimleri; stres yönetimi, motivasyon, hasta odaklı iletişim, liderlik, iletişim teknikleri hastanemiz bünyesinde tüm çalışanlarımıza verilmektedir. Konularının uzmanı olan eğitmen ve danışmanlarımızdan oluşan eğitim kadromuzla Liv Akademi eğitim programını gerçekleştiriyoruz.

Türkiye, uluslar arası platformda özel sağlık hizmetleri açısından ne durumdadır? Dünya sağlık turizmi içerisinde ülkemizin yeri nedir?

Türkiye son yıllarda, çevre ülkelere sağlık hizmeti sunan önemli bir merkez haline geldi. Mesleğimin başındaki yıllarda, sağlık turizmi deyince, tercih  batıdaki ülkelere giderek hizmet almak yönündeydi. Son yıllarda bu artık tersine döndü. Ülkemize son 20 yılda yapılan önemli sağlık yatırımlarını, kurumsallaşma ve markalaşma çalışmalarını yurt dışına taşıma gayretleri bizi bambaşka bir noktalara getirdi. Yüksek teknoloji, başarılı tıbbi sonuçlar, yetkin hekim emeği, uygun fiyat politikası; çevre ülkelerdeki ciddi hastalıklara sahip hastaların başvuru nedenleri oldu. Ülkemize, 2014 yılı itibarı ile 350 bin yabancı hastanın tedavi amaçlı geldiğini tahmin ediyoruz. 2023 yılında, ülkemize 2 milyon yabancı hastanın geleceğini ve 11 Milyar dolarlık bir gelir oluşturacağını öngörüyoruz.

 

Hakkında admin

kayadata@yandex.com'

Ayrıca Bakınız

İnsan sağlığını korumayı ve sürdürülebilir şekilde iyileştirmeyi amaçlıyoruz.

Portfolyumuz yaklaşık 5000 üründen oluşmakta ve bu ürünlerin %95’i B. Braun’un kendi fabrikasında üretilmektedir. Şirket olarak geçtiğimiz yıl yeni üretim alanları ve Ar-Ge için 1 milyar Euro’dan fazla yatırım yapılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.